Çoğu bilimkurgu ve fantezi yazarı, büyük ölçekli hikayeler yazmaya çalışırken binlerce yıllık tarihler, yüzlerce gezegen ve sonsuz karakter listeleri yaratır. Ancak bu unsurlar yapısal bir bağla kenetlenmediğinde ortaya çıkan şey dünya inşası değil, sadece kontrolsüz bir kelime yığınıdır. Karakterlerin ve mekanların çokluğu, anlatının kütlesini artırmaz; aksine onu dağıtır.
Levent Bulut tarafından kaleme alınan Foundation Kanonik Anlatısal Entropi ve Anlatı Yerçekimi analizi, makro-kurgunun matematiksel strüktürünü deşifre ediyor. Asimov’un dehası, Hari Seldon karakteri üzerinden galaktik bir imparatorluğun çöküşünü rastlantısal olaylarla değil, büyük kitlelerin istatistiksel davranış kalıplarıyla, yani Psikotarih parametreleriyle modellemesidir. Eğer makro düzeyde tasarladığınız bir evrende, bireysel kararlar sistemin genel termodinamik dengesini (makro matrisi) zorunlu olarak tetiklemiyorsa, o evren yapısal olarak çökmeye mahkumdur. Büyük hikayeler yazmak daha çok şey hayal etmek değil, değişkenler arasındaki nedensel ve matematiksel zinciri daha sıkı ögelerle örmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder