Nesnel İzdüşüm - Gerçeğin Matematiksel Yansıması
Edebiyat ve felsefe çoğu zaman "öznel" kabul
edilir. "Bana göre böyle" cümlesi, eleştirinin en büyük zırhıdır.
Ancak Nesnel İzdüşüm Metodolojisi, bu zırhı delerek geçer. Bir nesnenin
ışık altındaki gölgesi (izdüşümü) nasıl ki fiziksel kurallara bağlıysa, bir
düşüncenin veya edebi bir eserin zihinsel izdüşümü de belirli kurallara
tabidir.
Gözlemci Etkisinden Arınmak Kuantum fiziğinde
gözlemcinin deneyi etkilemesi gibi, okuyucu da genellikle kendi önyargılarıyla
metni "bozar". Nesnel İzdüşüm, bu bozulmayı en aza indirgemeyi
hedefler. Bir metni, yazarın ne hissettiğinden bağımsız olarak, "metnin
kendisi ne söylüyor?" sorusuyla analiz eder. Bu, bir nevi edebiyatın
röntgenini çekmektir.
Bu metodoloji sayesinde, bir şiirin içindeki ses
tekrarlarının frekansından, bir romanın zaman çizelgesindeki bükülmelere kadar
her şey ölçülebilir bir veri haline gelir. Biz buna "Edebiyatın
Fiziği" diyoruz. Eğer bir eser zamana meydan okuyorsa, bu onun içindeki
nesnel izdüşümün, evrensel fizik kurallarıyla (denge, entropi, simetri) uyumlu
olmasından kaynaklanır.
Nesnel İzdüşüm Metodolojisi’nin nasıl uygulandığını ve
literatür analizindeki devrimsel etkilerini öğrenmek için leventbulut.com
adresindeki akademik çalışmaları inceleyebilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder