Kırık Bir Kalp Kelimelerle Değil, Eşyalarla Nasıl Anlatılır?

 Diyelim ki bir hikaye yazıyorsunuz ve ana karakteriniz az önce hayatının en kötü haberini aldı. Sevdiği biri onu terk etti. Yazmaya başlıyorsunuz: "Ayşe çok üzüldü. Kalbi kırılmıştı. İçinde derin bir acı hissetti ve gözyaşlarına boğuldu."

Bu satırları okuyan biri sizce üzülür mü? Muhtemelen hayır. Sadece Ayşe'nin üzüldüğünü "öğrenmiş" olur. Birisine "Burada çok komik bir şaka var, lütfen gül" dediğinizde nasıl gülmüyorsa, "Karakter çok acı çekiyor, lütfen üzül" dediğinizde de üzülmez. Peki, en sevdiğimiz yazarlar bizi ağlatmayı nasıl başarıyor?

Cevap, sihirde değil, Nesnel İzdüşüm dediğimiz harika bir hikaye anlatıcılığı sırrında gizli.

Üzüntünün Fiziksel Hali

İnsan çok üzüldüğünde dünyadaki yerçekimi sanki iki katına çıkmış gibi hisseder. Omuzlar çöker, eller ağırlaşır, bakışlar tek bir noktaya kilitlenir. İşte yazarın yapması gereken şey "üzüldü" demek yerine, bu ağırlığı kağıda dökmektir.

Buna "Sıfat Ambargosu" diyoruz. Yani duyguları anlatan o hazır kelimeleri kullanmak yasak! Bunun yerine etraftaki eşyaları, mekanı ve bedenin verdiği tepkileri kullanmalısınız.

Gelin Birlikte Bir Sahne Yazalım

Karakterimiz kafede oturuyor ve beklediği kişi gelmeyecek.

Sıkıcı ve Sıradan Yazım: Ahmet, onun gelmeyeceğini anlayınca büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Çok üzgündü. Masadaki kahvesine dalıp gitti.

Nesnel İzdüşüm ile Yazım: Ahmet telefonun ekranını kapattı ve masaya ters çevirip bıraktı. Garsonun on beş dakika önce getirdiği kahveden hiç duman tütmüyordu. Ahmet sağ elinin işaret parmağıyla fincanın soğuk kulpuna dokundu ama kaldırmadı. Gözlerini fincanın kenarındaki küçük kahve lekesinden hiç ayırmadan öylece oturdu.

Eşyalar Sizin Yerine Konuşsun

İkinci örnekte "üzüldü" ya da "hayal kırıklığı" kelimeleri geçmiyor. Ama soğumuş bir kahve, masaya ters bırakılmış bir telefon ve hiçbir şey yapmaya gücü yetmeyen, sadece bir lekeye dalıp giden o adamın çaresizliğini içinizde hissediyorsunuz değil mi?

Çünkü insan beyni, kelimelere değil, gördüğü ve hayal ettiği hareketlere tepki verir. Bir dahaki sefere bir karakterinizin üzüldüğünü, sevindiğini ya da korktuğunu anlatmak isterseniz, ona duygularını söyletmeyin. Bırakın odadaki eşyalar, soğuyan kahveler, titreyen eller ve aralanan kapılar sizin yerinize konuşsun. Bu muazzam tekniğin arkasındaki diğer sırları merak ediyorsanız, Bulut Doktrini laboratuvarında harika keşifler yapabilirsiniz.

Keywords: Nesnel izdüşüm, nasıl kitap yazılır, hikaye anlatıcılığı, yaratıcı yazarlık teknikleri, duyguları yazmak, karakter yaratmak, kitap yazma tüyoları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesnel İzdüşüm ile Bir Sahne Nasıl Yazılır? Adım Adım Kılavuz

Nesnel İzdüşüm Nedir? Duygular Neden Kelimelerle Değil Nesnelerle Anlatılmalı?

Edebiyatın Fiziği: Bazı Kitaplar Neden Ağırdır