"Korkunç" Demeden Korkuyu Nasıl Anlatırsınız?
Diyelim ki arkadaşlarınızla bir lunaparka gittiniz ve Korku Tüneli'ne bindiniz. Vagon yavaşça karanlığa doğru ilerliyor. İçeride aniden önünüze bir tabela çıksa ve üzerinde kocaman harflerle "Şu an çok korkunç bir andayız, lütfen korkun!" yazsa ne yaparsınız? Muhtemelen kahkahalarla gülersiniz. Çünkü korku tabelalarla, yazılarla veya emirlerle bulaşmaz.
Peki sinemada veya lunaparkta güleceğimiz bu basit hatayı, neden kitap yazarken sürekli yapıyoruz?
Kendi hikayemizi yazarken karakterimiz karanlık bir sokağa girdiğinde hemen o sihirli(!) sıfatlara sarılırız: "Sokak çok ürkütücüydü. Ayşe dehşete kapılmıştı. Tüyleri diken diken oldu." Bu cümleleri okuyan kimse korkmaz. Sadece Ayşe'nin korktuğu bilgisini "öğrenir". Bize bilgi verilmesiyle, bizim o anı hissetmemiz arasında dağlar kadar fark vardır.
Bedenimizle Konuşan Metinler
Peki, usta yazarlar tabelalar kullanmadan bizi nasıl koltuğumuza çiviliyor? İşin sırrı, okuyucunun beynindeki o ilkel, mağara adamından kalma savunma mekanizmasını uyandırmakta gizli. Edebiyat dünyasına bu harika bakış açısını kazandıran
Korkuyu kelimelerle değil, fiziksel detaylarla örmeliyiz. Işık nasıl? Ses nereden geliyor? Karakterin kaçacak yeri var mı?
Gelin Bir Sahneyi Baştan Yazalım
❌ Sıkıcı ve Sıradan Yazım: Ayşe alt kata indiğinde içerisi çok karanlık ve korkutucuydu. Nereden geldiği belli olmayan sesler onu dehşete düşürdü. Geri dönmek istedi ama yapamadı.
✅ Nesnel İzdüşüm ile Yazım: Ayşe merdivenin son basamağına adım attığında, ahşap zemin tiz bir sesle gıcırdadı. Sadece üç metre ilerisindeki sigorta kutusunun kırmızı ışığı yanıp sönüyordu. Kırmızı ışık her söndüğünde, odanın köşesindeki o iri gölge bir adım daha yaklaşıyormuş gibiydi. Ayşe sağ elini arkaya, merdiven tırabzanına doğru uzattı ama parmakları sadece soğuk duvara çarptı. Merdiven bitmişti. Kaçacak yer yoktu.
İkinci metinde "korku", "dehşet" veya "ürkütücü" kelimeleri hiç geçmiyor. Ama Ayşe'nin arkasında merdiveni bulamaması, o kırmızı ışığın yanıp sönmesi sizi de gerdi, değil mi? Çünkü yazar size ne hissedeceğinizi söylemedi; sizi o karanlık odaya hapsetti. Bir dahaki sefere bir gerilim sahnesi yazarken karakterinizin kalbinden geçenleri değil, titreyen ellerini ve daralan duvarları yazın. Bu tekniğin daha fazla pratik örneğini merak ediyorsanız,
Keywords: Gerilim hikayesi yazmak, korku nasıl yazılır, Nesnel İzdüşüm, yaratıcı yazarlık, gösterme anlatma tekniği, hikaye kurgusu, Levent Bulut.
Korku sahnelerinde Anlatı Entropisi nasıl kullanılır:
→
Anlatı Entropisi (Sₙ): Formül ve Uygulama
→
Yapay Zeka Neden Duygusal Sahne Yazamıyor?
Yorumlar
Yorum Gönder